Skip to content
Sitedeki Yeriniz: Anasayfa ÖZÜMDEN İNSANCA...
İNSANCA...
MUSTAFA ASLAN tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 22 Ekim 2014 17:26

İnsanım, insansın, insanız; şükürler olsun mu?

İnsan: Eşref-i mahlûkat..

İnsan: ".. O gerçekten çok zalim, çok cahil.." (Ahzap-72)

İnsan: Evliyai'r-Rahman..

İnsan: Evliyai'ş-şeytan..

Ve.. Ve.. Ve insan: Esfel-i safilîn! ".. Sonra da çevirdik Esfel-i Sâfilîn'e kaktık." (Tîn-5)

Nedir bu insan?

 

Niye böyle anlaşılmaz, niye bu kadar kolay anlaşılır?

Neden dost ta insandandır, düşman da?

Neden iyi de insandır, kötü de?

Güzelin de, çirkinin de insandan olması normal midir?

Çok mu matah bir şeydir bu insanlık; "Nâdir olan insan değil, insanlıktır!" (Kutadgu Bilig)

Leylâ mı çok insandır, Mecnûn mu? Ferhat mı çok cesûrdur, Şirin mi çok egoist?

Madem insanız, madem eşref-i mahlûkatız; neden iyimizi de, kötümüzü de; güzelimizi de, çirkinimizi de tarif edebilmek için hayvan sıfatlarına sığınırız?

Neden insan gibi aslan demeyiz de, aslan gibi insan deriz?

Neden insan gibi yılan, çıyan, akrep demeyiz de; yılan gibi, çıyan gibi, akrep gibi insan deriz?

Neden; iyi-kötü, güzel-çirkin bütün bu sıfatları insan olarak biz verir, biz hak ederiz?

İnsan, insanın aynası mıdır? İnsan, insana baktığında kendini mi görür?

İnsan, insanın şeytanı mıdır? İnsanı hep insan yoldan çıkarır!

İnsan, insanın dostu, insan, insanın düşmanı mıdır? Düşeni insan kaldırır, vurup yıkan da insandır insanı!

İnsan akıllı, hayvan akılsız değil midir?

İnsan îmanlı, insan günahkâr, hayvan sorgudan muaf değil midir?

"Tevrât'ı yazabilirim, İncil'i dizebilirim,

 Kur'ân'ı sezebilirim, madem ki ben bir insanım!"

Diye insanca insanı sorgulayan, insan değil midir?

"Tohum atıp toprağa, İsa ile yarıştım,

 Her secdede duâmla hiçliğime karıştım,

 Âlem bana küsmüşken, ben kendimle barıştım;

 Karakterdi elbette, bunu yapan fıtrattı

 Fıtratım beni benden, alıp bana fırlattı!" diye kedinin fareyle oynadığı gibi insanla oynayan, insan değil midir?

Çocuksa anasızsa âciz; ergenlikte rehbersizse yitik; olgunlukta yoldan çıkarsa ziyân; yaşlılıkta yalnızsa zavallı ve Eşref-i mahlûkat!

Her yaşında, her döneminde, birilerinin desteği, rehberliği, yardımcılığı olmazsa perîşan Eşref-i mahlûkat!

Hatta; mürîdleri olmazsa şeyh, uçamazsa; cemaat olmadan imamlık yapılamazsa; münferîd ibadetle fert olarak mü'mînin mirâcını yaşamak varken cemaat olup, saf tutup, toplu ibadetle sevabı artırıp paylaşmaya niye ihtiyâç duyar insan?

Her insanın şeytanı kendisindedir değil mi? Her insanın kendi şeytanı, nefsidir değil mi? Kendindeki şeytanını, nefsini terbiye edemeyenden eşref-i mahlûkat olur mu?

Eşref-i mahlûkatın en şereflisi, âlemlerin yaratılma sebebi; her iki dünyada ki tek rehberimiz, tek şefaatçimiz, Hz. Peygamber (s.a.a.)'imiz en özel sıfatının; "Abd-i Hû - Allah'ın Kulu" olmasında değil midir kulluğun mertebe sırrı?

İnsan nefsine hükmederse, nefsinin emrine girmeyip nefsini emri altına almayı başarırsa Kulluk mertebesine terfî etmez mi?

Kolay mı bu kadar? Veya bu kadar mı zor eşref-i mahlûkatlık?

Nefsinin kontrolünden çıkmayan insan, gölgesiyle yarışını kazanabilir mi?

Aklıyla îman etmezse, îmanıyla akletmezse insan; gölgesinden kurtulamayacağını, ancak ışığa yüzünü dönerek gölgesini arkasına alıp peşinden sürükleyeceğini bilemez mi?

Gölgesini yakalamak için kovalayan insan soluk soluğa kalıp, yakalayamadığı gölgesine küfrederken kendi kendine hakâret etmez mi? Aklederek ışığa yüz döndürüp gölgesini peşine takana, gölgesinin yükü olur mu?

Daha fazla uzatmadan; sıcaktan bunaldığımızda kıyısında abdest alıp ferhlayabileceğimiz berrak ırmak da insan; gölgede serin esintide -güya- dinlenirken Allah'ı zikretmeyip şeytanının emrine girerek hem kendini, hem de dokunduğu herkesi yakan da, inciten de insan!

Yani; insan, insanda saklı, insan insanda âşikâr!..

"Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,

 Ya çobansız bırakma Allah'ım!

 .....

 Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,

 Müslümansız bırakma Allah'ım!"

Hastayım; kendimi dinliyor, kendimi sorguluyor, kendimi yargılıyotum Dostlar, bağışlayın...

YOLCU YOLUYLA YOL YOLCUSUYLA GÜZELDİR  Vesselâm...

Selâm, sevgi, duâ...

Mustafa ASLAN

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÖZÜMDEN

Tarihin her döneminde, milletlerin tamamında milliyetçiler olmuştur ve olacaktır. Tarihte iz bırakmayı başarmış şahsiyetler de hep milliyetçilerden çıkmıştır. Milletler var oldukça milletler mücadelesi devam edecek ve bu mücadelelerden de bayraklaşan milliyetçiler çıkmaya devam edecektir.

Milliyetçilik, sadece imparatorluklarda zararlı bir davranış olarak adlandırılabilir.


Mustafa Aslan

10402670_587002614746525_8712950128820112122_n

Giriş Formu



KONUK SAYISI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBUGÜN
mod_vvisit_counterDÜN
mod_vvisit_counterBU HAFTA0
mod_vvisit_counterGEÇEN HAFTA
mod_vvisit_counterBU AY0
mod_vvisit_counterGEÇEN AY
mod_vvisit_counterTOPLAM33230

Şimdi, kişi sitededir.
IP Adresiniz: 35.168.110.128
Tarih: 10 -08-2022 13- 02