Skip to content
Sitedeki Yeriniz: Anasayfa ÖZÜMDEN TARİHE MEKTUPLAR -1-
TARİHE MEKTUPLAR -1-
MUSTAFA ASLAN tarafından yazıldı.   
Cuma, 23 Aralık 2011 16:55

      

Rahmetli Durmuş Hocaoğlu; Eyyâmcılara öfkelenerek önce yazmamaya sonra yeniden yazmaya karar verdiğini; fakîre hitâben yazdığı açık mektupla birdirmiş  ama artık yazacaklarının  "Geleceğin tarihine mektuplar"  olacağını belirtmişlerdi!

Galiba canımın aynı yeri, aynı tarz ve tazyîkle yandı ki aynı yola, yalnızlığın ve hür vicdanın gereği ben de  tevessül ettim!

Sanalağ'dan dikkatle izlediğim Neval Kavcar Kandaşım'ın kısacık bir selâmı, zülf-i yarime dokundu!

Neval Kavcar Kandaşımın kısa iletilerini ve O'na hitâben bugün başlatttığım "Geleceğin tarihine mektuplar"ımın ilkini, her birinize ayrı ayrı ve iadeli-taahhütlü gönderiyorum vesselâm...

 

"Mustafa Bey,

Tekrar Mustafa abi demek geldi içimden. Allah bir daha o günleri göstermesin.

İnanıyorum ki, dualarla bırakıldınız.

Kudurmuş gibi geliyorlar. Allahlarından bulsunlar. Selamlar

Neval KAVCAR"

.................

23 Aralık 2011- Cuma- İzmir

Selâm ile...

Sevgili Neval Ablam, Kandaşım;

Hür akıllı dolayısıyla vicdanlı insan, takdir-i ilâhi'ye tevekkülle teslîm olarak yolunu kendisi seçer.

Hür akıllı insanın tercîh yapmakta zorlanması olmaz çünkü birden fazla alternatifi olmayan bir tercih yapacaktır! Ya doğruyu, ya yanlışı; ya güzeli, ya çirkini; ya sadâkati, ya ihâneti, özetle müspet veya menfî anlamlı kavramlardan birini seçecektir!

İnşallah tercîhimizde, seçimimizde yanılmamışızdır!

Kandaşım;

Hür akıllarıyla tercihlerini -bize göre- yanlış yapanlara da hep saygılı davrandım! Çünkü kişinin, milletlerin, devletlerin güçlerinin hasımlarıyla düzorantılı olduğuna inandım hep...

Bu kısacık selâmınız, tek kelimeyle âb-ı hayat değerinde bilesiniz ve çok teşekkürler...

Mızrakça doğru tavırlarına kanaat getirerek inandığım, sevdiğim hür akıllı kişileri; yanlışların kümelendiği kalabalıklar içinde göze batarca izlerken çok inciniyordum! Müdâhele edepsizliğinden becerebildiğimce uzak durdum ama insanın sevdiklerinin canlarının acıdığını görerek hissederek ne kadar huzurlu kalması mümkünse öylesine bir âzapla yerimde sayıp durdum!

Yerimde sayıp durdum dedim! Yaklaşık 3 senedir yaptığım sadece bu oldu! Ve bunu kendime itiraf ettiğimde canımın nasıl yandığını, kendi kendimi nasıl rencîde ettiğimi anlatabilmem mümkün değil!

Yeniden kendime firardayım!

Kendi yoklamalarımda, kendimi yok sayarak aklımın kendi elleriyle firârımı bildirdim ve Gandi'ce; "Hiç kimsenin kirli ayaklarıyla beynimde dolaşmasına izin vermem." sınırlamasıyla kendime firâr ettim!

Muhteşem Türk Atatürk'ü gözlerimizin içine bakarak linç ediyorlar! Şühedânın emekleri inkâr ediliyor! Allah adıyla aldatanlar; dindâr maskesiyle din silahıyla vuruyorlar îmanlara!

"Ne Şam'ın şekeri, ne Arabın yüzü" veya "İte bulaşmaktansa çalıyı dolaşmak" eyyâmcılığı; korkakların kurnazlığı veya kurnazların korkaklığı yüzünden gerçek manada karasinek kişilikli taze necâset veya şekere saldırmayı mahâret belleyen haşereler, Türk Milliyetçiliğini temsîlle görevlendirilmiş figüranlara ekranlarda saldırtılıyorlar!

Kaç perdelik olduğunu bilemediğim ama sanki son perdesinin sahnelendiğini hissettiğim gayr-ı millî bir senaryonun yerli figüranlarca oynandığını seyrediyor gibiyim!

Türk gururum ayaklanıyor! Müslüman vicdânım ve aklım gururmun kibire dönüşmemesi için anında müdâhele ediyor! Bu korkunç ve dayanılmaz savaşta canım çok acıyor Kandaşım!

"Sana ne Ömer ibn-i Hattab'ın müşrîk dönemlerinden? Ömer'ül Faruk'luğuna baksanaaaa!" diye kendi vicdânî kulağıma kendi Türk hançeremle haykırıyor ve kendi kendimin başımı ağrıtıyorum!

Kandaşım;

"Ülkü Devi" bilerek adını yazarak dost yüreklere emânet ettiğim bir Türk Milliyetçisi Yürek; "Savaş, ben dağa çıktığımda başlar!" diye bir nara atmıştı! Öyle heveslenmiştim ki! Yıllardır gönül tavlamda bakıma aldığım kıratımı hazırlamış, duvarda asılı pusatlarımı bakıma almış, heybeme Allah ne vermişse azığımı koymaya başlamıştım ki;

BOP Eş Başkanı, Başbakan ameliyat oldu!

"Deprem Çadırı" dediğim toplama kalabalık AKP'de biat eden-etmeyen ayrışmalarının kaynaşmaları başladı!

Muhteşem Türk Atatürk'ün halefi, Atatürk düşmanlarını taltîf ve terfî ettirdi!

Atatürk'ün kurduğu partinin başına komplo ile getirilen kişi, bölücülükte PKK ile yarışa girdi veeee;

Pür-dikkat izlediğim, siyâseten tek çâre kapısı gördüğüm, ömrümün tamamına yakınını propogandisti olarak geçirdiğim MHP'nin başındaki "adamın biri" ; "Bu dönemde AKP çatlar ve dağılırsa kaos olur!" ürkekliği ile nasırıma bastı!

Canım çok yandı! Gözlerimde şimşek çaktı!

Kutlu Sefer'e diye koşumlarını dizdiğim atımla, elimdeki pusatlarımla, heybemdeki azığımla kendime dönüverdim!

Bir anda, bir daha kendi kendimle başbaşa kaldım!

Yedi Düvel adlı Haçlı'ya karşı verilen canhıraş bir millî mücâdele sonrası kurulan Türk kimlikli Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 1923-1938 arası 15 yıllık bir hür dönemi sonrası başlayan teslîmiyetçiliklerle 70 yılda geldiğimiz hâlimizden utandım, utanırken de 60 yaşımla ve bizzat atılıp düşerek geçirdiğim 45 yılda, akranlarımla, şehitlerimizle, gazilerimizle, ikbal ve istikballerini gönüllü hîbe edenlerimizle birlikte, hep berâber hiç te başarılı olamamış olduğumuzu görünce yenilmekten utandım!

Çocuklarına ve torunlarına mîras bırakacak bir şey kazanamamanın ötesinde; dedesinden-babasından kalanları hoyratça harcayan müflîs bir mîrasyedi gibi hissettim kendimi!

Yeniden kendime firarla, yeniden varsa sanatım ve mesleğimle iştigâlle bir şeyler kazanabilmek, çoluk-çocuğuma hiç değilse şerefli bir ad bırakabilmek düşüncelerimle Çalabım'a, Tanrım'a, Hüdâm'a, Allahım'a sığınarak hür aklımın, hür vicdânımın, hür dağlarına doğru kendime firardayım!

Neval Ablam;

Bu söylenmelerimi, eğer sizi incitirse lütfen -size hitâben ama- sesli düşünen, kendi kendine sesli söylenen, bir hücre mahkûmunun kendini tesellî türküleri-şarkıları saymanızı rica etsem kabalık saymazsın değil mi?

"Her Türk, başlı başına bir millettir."se;

"Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak" sa;

Bu satırlarımı; Rahmetli Durmuş Hocaoğlu'nun öğreterek dünyasını değiştiği bir tazla "Tarihe ve geleceğe mektuplar" türünden sayıverin lütfen.

Bir daha kendine firâr eden bu Türk Firâri'ye dualarınızı esirgemeyin Tanrı aşkına vesselâm...

TÜRK TÜRK'Ü KORUMAZSA TANRI TÜRK'Ü KORUMAZ.

Selâm, sevgi, dua...

Mustafa ASLAN

 

Yorumlar 

 
#1 Tuncay Altunezen 27-12-2011 21:06
Hocam, kalemine de sana da Allah sağlık versin. Sen yaz, biz okuyalım.
Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÖZÜMDEN

Her kabadayı ülkücü değildir ama her ülkücü imanının gereği kanının hükmü ve Allah korkusunun verdiği korkusuzlukla kabadayıdır. Özetle; her insan-ı kâmil ülkücüdür, her ülkücü, insan-ı kâmil adayıdır. Hace Ahmet Yesevî, Yunus Emre, Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Bektâş-ı Veli, Hallac-ı Mansûr, Seyyit Nesîmi, Fuzûli, Mevlâna, Atatürk, Türkeş, birer ülkücüdür ve her ülkücü bu velîliklere heveslidir! Tarz, tavır budur, hedef bellidir; Allah'ın izniyle netîce de bellidir vesselâm...


Mustafa Aslan

10402670_587002614746525_8712950128820112122_n

Giriş Formu



KONUK SAYISI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBUGÜN
mod_vvisit_counterDÜN
mod_vvisit_counterBU HAFTA0
mod_vvisit_counterGEÇEN HAFTA
mod_vvisit_counterBU AY0
mod_vvisit_counterGEÇEN AY
mod_vvisit_counterTOPLAM33230

Şimdi, kişi sitededir.
IP Adresiniz: 35.168.110.128
Tarih: 10 -08-2022 12- 46