Skip to content
Sitedeki Yeriniz: Anasayfa GÜNCEL MAKALE SINIRLARDA SIKINTI MI VAR?
SINIRLARDA SIKINTI MI VAR?
MUSTAFA ASLAN tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 25 Eylül 2019 13:38

82 milyonluk Türkiye'nin tamamı AKP'li olsa bile AKP'li olmayacak olan tek kişi olarak kalırım.
Bunun sebebi ise tamamen millî duygularım ve fıtrati özelliklerim.
Yani; bir kişiyi seviyorsam millî duruş ve fikirlerinden dolayı, sevmiyorsam gayrı milli duruş ve tavırlarından dolayı seviyor veya sevmiyorumdur.
Türk Milletçisi ve belki de Türkiye'nin en ateşli Kemalisti bir vatandaş olarak; "Her türlü milliyetçiliği ayakları altına almış bir iktidar.."ı asla hazmedemedim ve affetmeyeceğim!
"Onlar Fatiha'yı bilmezler.." aşağılama ve hakaretini de asla unutmadım ve hazmetmeyip unutmayacağım!
"İslamcılık" ve "Stratejik Derinlik" adlarıyla İslam'a verdikleri zararları, Dünya nezdinde Devletimizin yalnızlaştırılması hatalarını da unutmayacak ve hazmedemeyeceğim ama...
Suriye'nin kuzeyinde, ülkemizin güney sınırlarında 460 km. uzunluk ve 32 km derinlikle toplam 14.720 Kilometre karelik genişlemeye de asla itiraz etmedim, etmeyeceğim.
Çünkü Batı Hun İmparatoru Attila'nın; "Sınırlarında sıkıntı varsa genişle.." öğüdüne uyuyor.
Muhteşem Türk Atatürk'ün; "Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kaderi kaderimizdir." sözlerine birebir uyan bir davranışla Karabağ meselesinde Azerbaycan'a verdiği desteği de alkışlayanlardanım.
Yani ne fanatik bir taraftar, ne de fanatik bir hasım değilim.
Güney Suriye sınırlarımızın ötesinde oluşturulmak istenen 460 km. uzunluğunda, 32 km. derinliğindeki toprağın toplam yüzölçümü 14.720 kilometre karedir ki bu da 16 Kuzey Kıbrıs arazisi kadar bir topraktır. Bu da hangi yanından bakarsam bakayım, Türk gönlümü mutmain ediyor.
Tarihten biliyoruz ki milletler ve devletler arasında kalıcı dostluk veya düşmanlık yoktur. Olaylar ve gelişmelerin safahatına göre konjonktürel davranışlar olmuştur, oluyor, olacaktır. Ülkemiz ve devletimiz de elbette olayların safahatına göre tavır almalıdır ve bana göre de alıyor!
Şimdi bunu bazı muhalif arkadaşlarım; "Hoca da AKP'lileşti." diye yorumlayabilirler ki yorumlasınlar! Tekraren 82 milyonluk nüfusun tamamı AKP'li olsa ve tek başıma da kalsam AKP'li olmayacağım ama bu kararlı tavrım, doğruları da tenkit edeceğim anlamı taşımamalı ki bu ne vicdan, ne de akılla uyuşmaz.
Tek adam ve yönetimi iddiasında da çoğu demokrat gibi düşünmüyorum ki zaten demokrat da değilim!

Mesela mensubu olduğum partinin genel başkanının, mensubu olduğum fikrin önderinin günü geldiğinde teşkilatlarını olduğu gibi bütün ülkeyi de tek başına yönetmesini istediğimi sayısız kere yazmış, sayısız kere anlatmışımdır.
Benim mensubu olduğum parti genel başkanına yakıştırdığım yetkiler, neden RTE'ye yasak olsun ki?
Son günlerde Gazeteci olarak yıllarca arzı endam eden, gazetecilik sıfatıyla milletvekili olup dokunulmazlık zırhı giyinen ve şimdi FETÖ'cülükten cezaevinde olan Nazlı ILICAK'ın, Partili Cumhurbaşkanına yazdığı yalvaran mektubu ile gazetecilik onurum, tarifsiz rencide oldu!
1960 İhtilalinde Berrin Menderes, bütün yetkililerin kapısını çalarak merhamet turları atarken Rahmetli Celal Bayar'ın eşinin asla böyle bir davranış yapmamasını istemesini ve neden Celal bayar'ın İstiklal harbi'nin Galip Hocası olduğunu, şimdi çok net algılayabiliyor ve anlıyorum.
Nazlı ILICAK'ın evli olduğu Emin Şirin'le Pensilvanya ziyaretini, baskıların ne zaman son bulacağı sorusunu ve F. Gülen'in cevabını; olağanüstü yetkilerle donatılmış Savcı Müsveddesi Zekeriye ÖZ'le kartopu oynayan samimi pozlarını ben unutsam bile gazetecilik vicdan hafızam unutmadı, unutmayacak ve unutturmayacak.
Evimizde tam açık cezaevinde olarak konuşmamız, yazmamız yasaklanmışken biz kime yalvaralım?
Yalvarırsak inşallah bir gün yeniden yazmaya başlarsak sözümüzü kim kale alır?
Kuzey kutbunda bile kalıcı olmayan kış ayazı, bizim ülkemizde kalıcı olabilir mi? Ekvatorun bile ferahladığı ilahi düzende bizm ülkemiz her mevsim sıcaktan kavrulabilir mi?
Aslında şahsi rahatsızlığım ve ailevî sıkıntılarımın devasa boyutlarda olduğu bugünlerde başka şeyler yazmam lazım ama vicdan ve karakterim izin vermiyor.
Çocukluğum ve gençliğim süresince hep oyun kurucu olup; "Kim benden?" sorusunu biraz daha güncelleyip yaygınlaştırmaya çalışarak; "Kim, bizimle?" diye soruyorum, sormaya devam edeceğim.
Ne zamana kadar mı; "Gök çadırım, güneş bayrağım." inançlı Oğuz kağan'dan 1400 sene sonra; "Kâinat Türk Devleti" diyen siyasi partiyi iktidar edip; "Türk yurdunda yoksulluk suç saytılsın." yasasını yeniden idame edinceye kadar...
"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ, TÜRK'ÜM DEMEYEN." Vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...

Mustafa ASLAN

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÖZÜMDEN

Tarihin her döneminde, milletlerin tamamında milliyetçiler olmuştur ve olacaktır. Tarihte iz bırakmayı başarmış şahsiyetler de hep milliyetçilerden çıkmıştır. Milletler var oldukça milletler mücadelesi devam edecek ve bu mücadelelerden de bayraklaşan milliyetçiler çıkmaya devam edecektir.

Milliyetçilik, sadece imparatorluklarda zararlı bir davranış olarak adlandırılabilir.


Mustafa Aslan

10402670_587002614746525_8712950128820112122_n

Giriş Formu



KONUK SAYISI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBUGÜN
mod_vvisit_counterDÜN
mod_vvisit_counterBU HAFTA0
mod_vvisit_counterGEÇEN HAFTA
mod_vvisit_counterBU AY0
mod_vvisit_counterGEÇEN AY
mod_vvisit_counterTOPLAM33230

Şimdi, kişi sitededir.
IP Adresiniz: 18.208.159.25
Tarih: 20 -10-2019 08- 58