Skip to content
Sitedeki Yeriniz: Anasayfa GÜNCEL MAKALE BİR DEVR-İ PANORAMA
BİR DEVR-İ PANORAMA
MUSTAFA ASLAN tarafından yazıldı.   
Salı, 21 Ocak 2020 04:29

Baktığım zaviyeden bir neslin gördüğüm panoramasını arz etmeye çalışacağım, tarifte anlaşacaklarımıza, anlaşamayacaklarımıza selam olsun diye başlayarak:
Bir nesil sefere heveslendi.
Herkes maddi şartlarına göre yolculuk aracı seçti.
Kimi karayoluyla otobüs veya tranle, kimi deniz yoluyla gemi veya vapıurla, kimi hava yoluyla uçakla yolculuğu tercih edip bilet alıp yerine oturdu.
Kara yolu yolcularını tarndeyse makinist, otobüsteyse bir şöför, hava yolunu seçenleri bir pilot, deniz yolunu seçenleri bir kaptan götürecekti gidecekleri yere...
4 Nisan 1997 adlı bir kara günde Ülkücü Yolcuların karada makinist veya şoförleri,
havada pilotları, denizde kaptanları öldü!
Makinistsiz tren epey gittikten sonra raydan çıkıp durdu. Otobüs freni patlamışça Zigana geçidinde virajları aşa aşa ovaya indi, durdu. Vapurdakiler kızgın dalgalarla fırtınalarla savrularak sonunda bir yerde karaya oturdu.
Seferin ilk başladığı anlardan itibaren yer yakınlığına göre yolcular-süvariler arasında tanışmalar, kaynaşmalar olmuştu.
Kaptanları, şoförleri, makinistleri, pilotlarının ölümüyle o hengamede bu tanışıklıklar daha da samimileşti.
Ve araçları karaya vurduğunda veya bir yerde durduğunda bu tanışıklıklar gruplaşmalara dönüştü!
Aynı yolun yolcuları arasında ötelemeler, ötekileştirmeler başladı!
Kırgınlıklar, dargınlıklar tanışıklığın boyutuna göre güçlü veya zayıf oldu ama oldu!
Aynı yolun yolcuları; bilmedikleri yerlerde, bilmedikleri şartlarda, bilmedikleri bir başıboşlukta yalpalayıp durdular epeyce.
Sonra toparlananlar oldu.
Direksiyona, lokomotife, kaptan köşküne oturanlar oldu.
Sevk idareye heveslenerek koltuklara oturanlar nereye gideceklerini biliyorlardı ama yo bilmiyorlardı!
Yol bilmezlerin sevk idaresinde yolculuk uzadı da uzadı!
Yollarda kalanlar oldu.
Yolculukta ölnler oldu.
Unutulanlar oldu, unutanlar oldu.
Yolculuk sona yaklaştıkça, yolcular hedefe yaklaştıkça gruplar arasındaki açıklık büyüdü!
Artık gruplar birbirine çok yabancılaşmışlardı!
Emekler inkâr edilmeye, makamlar gasp edilmeye başlandı!
Ve bütün Avrupanın yüz yılların verdiği kin ve korkuyla izledikleri Türk Milliyetçileri bir daha bir araya gelememecesine ayrıştırıldılar!
Artık Ülkücüler, siyaseten her kulvarda varlardı ve her kulvarda sonradan gelen muamelesi görüyorlardı!
Teamülleştirdikleri savaşçılıklarıyla direnmeye niyetlenenler oldu ama yola beraber çıktıkları, kendilerini tanıyan ilk yol arkadaşları tarafından alt edildiler!
Canlarını, kanlarını, helal rızıklarını paylaşarak birlikte yola çıkan bir muhteşem nesil; emperyalizmin sağlı-sollu kıskaçları arasında zulümlere uğradı!
Haksızlıklara uğradı.
Sürü terse dönmüş; artık ayaklar başi başlar ayak olmuştu ve bu herc ü merce hiç bir toplum dayanamazdı.
Onlarca yıl her şartta saklanmış sırlar Fâş olunmaya başladı!
Sağdan saysan dokuz, soldan saysan dokuz olarak ve hepsi birbirini tanıyarak büyümüş bir nesil; sağdan saysan üçe, soldan saysan üçe düştü ve bu üçlerin arasında kırgınlıklar husumete dönüşmeye başladı!
12 Eylül 1980'le başlayan ve günümüze kadar süren bir Ülkücü Düşmanlığı ile bir dev nesle yazık oldu.
O Dev Neslin Milli Heyecanlarına, Milli Ülkülerine yazık oldu.
Artık zaman durdu.
Ömürler tükendi.
Öle öle çok azaldılar Dev Neslin mensupları ve hâlâ birbirlerne kırgın olmalarına rağmen, birbirlerine ölümüne bağlılar.
Bu halde hem kendilerini, hem de onları seyreden tanıdık herkesi şaşırtıyor tabi!
"Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi Küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

Eski çınar şimdi Noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!" diye hiç sevmediği halde Necip Fazılın feveranına sahiplenenlerdenim...
TANRI TÜRK'E YÂR OLSUN.
TANRI TÜRK'Ü KORUSUN.
TURAN ELLER VAR OLSUN
Vesselâm...
Selâm, sevgi, duâ...

Mustafa ASLAN

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÖZÜMDEN

Tarihin her döneminde, milletlerin tamamında milliyetçiler olmuştur ve olacaktır. Tarihte iz bırakmayı başarmış şahsiyetler de hep milliyetçilerden çıkmıştır. Milletler var oldukça milletler mücadelesi devam edecek ve bu mücadelelerden de bayraklaşan milliyetçiler çıkmaya devam edecektir.

Milliyetçilik, sadece imparatorluklarda zararlı bir davranış olarak adlandırılabilir.


Mustafa Aslan

10402670_587002614746525_8712950128820112122_n

Giriş Formu



KONUK SAYISI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBUGÜN
mod_vvisit_counterDÜN
mod_vvisit_counterBU HAFTA0
mod_vvisit_counterGEÇEN HAFTA
mod_vvisit_counterBU AY0
mod_vvisit_counterGEÇEN AY
mod_vvisit_counterTOPLAM33230

Şimdi, kişi sitededir.
IP Adresiniz: 3.236.97.49
Tarih: 06 -07-2020 04- 46