Skip to content
Sitedeki Yeriniz: Anasayfa GÜNCEL MAKALE DUYUN BENİ...
DUYUN BENİ...
MUSTAFA ASLAN tarafından yazıldı.   
Çarşamba, 22 Ocak 2020 01:06

İsteyen bu yaklaşımıma komplo teorisi diyebilir ama bir yerleri uyarmak, bir yerleri de ikaz etmek durumundayız.
97 Yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sosyal ve siyasi yapısıyla ciddi manada oynanmaya başlandı.
Resmi verilere göre Türkiye'de Karasal, Uydudan ve Kablolu yayın olmak üzere toplam 553 televizyon, 1.120 radyo var.
Yine resmi verilere veya bazı üniversitelerin araştırma neticelerine göre başta TRT ve AA olmak kaydıyla toplam 440 yayın organı yandaşlık yaparken, yaklaşık 100 yayın organı nalına-mıhına anlayışıyla günü kotarmaya çalışır, geri kalan iki elin parmakları kadar kalmayan yayın organları da -güya- muhalif yayın yapar...


Emekli olarak yazı hayatıma son verdikten sonra günümün tamamını neredeyse kitap okumaktan arta kalan zamanlarımı sosyal medyada veya tv izleyerek geçiriyorum.
Sosyal medya ve televizyonun toplumsal hayatta ne kadar etkili olduğunu da bu sayede fark ettim malesef!
Dizi analizleri yapabilecek derecede diziler ve neye yarayacağını bilmediğim sayısız gereksiz bilgilerle donanmamı sağlayan belgeseller içinde kayboluyorum.
bir zamanların ahlaka mugayir görülerek yayından kaldırılan Evlilik program yapıcıları şimdilerde güya magazinsel haber programları yapıyorlar.

Yüksek reytingli dizilerle bunları üst üste koyunca gördüğüm ahlaki çöküntüden tek kelimeyle korkuyorum!
Esra Erol'la, Gerçeğin Peşinde, tatlı Sert gibi yüksek reytingli programlarda izlemek zorunda kaldığım iğrenç ilişkiler yüzünden sevdalısı olduğum Milletimden tiksinir oldum.
Bir Zamanlar Çukurova, Sen Anlat Karadeniz gibi yine yüksek reytingli dizlerde Karadeniz ve Çukurova'nın ahlaki erozyonundan ürktüm.
Yetmez gibi son günlerde yayına giren RAMO adlı diziyle Çukur, Çukurova'ya terfi ettirilirken, daha ikinci bölümüyle bayağı ilgi çeken Babil adlı diziyle de dolandırıcılık neredeyse meşrulaştırılıyor!
Mesela Esra Erol'un şimdi sunduğu ve iğrenç rezaletleri gözler önüne serdiği programı, önceden yaptığı Evlilk programından daha mı ahlakçı?
Ülke nüfusunun yarısını oluşturan kadınların günboyu evlerinde sadece tv'lerle oylandıklarını, dolayısıyla müthiş bir ahlaki çöküntüyle yüzleştrildiklerini RTÜK adlı ne iş yaptığını merak ettiğim kurum fark etmez mi? Fark etmezlerse o kurum neden var?
Yine bu yandaş ve havuz medyalar vasıtasıyla nüfusunun %99'u Müslüman olan bir ülkede İslamdan uzaklaştırılmanın -en azından- Diyanet işleri farkında değil mi? Değilse o kurum niye var?
Güya açık oturum diye izleyicilere dayatılan medya şebeklerinin ağız dalaşlarının da farkında olan bir yetkili kurum yok mu?
Hayatımda ilk defa ve en yüksek sesimle; "DEVLET NEREDEEEEE?" diye sorguluyoruz!
Tarihten biliyoruz ki hiç bir devlet ve medeniyet yoksulluktan veya askeri zaafiyetten çökmemiş. Tamamı ahlaki çöküşle çöküp yok olmuş ve ülkemiz malesef korkunç bir ahlaki çöküş yaşıyor!
Atatüürk Cumhuriyetinin millet bütünlüğünü halklara ve dini bütünlüğünü de mezhep veya cenaatleşmeler bölünmelerine götüren yayınların acilen kontrol edilmesi gereğine inananlardanım.
21 yy.da hortlatılan Haçlı-Hilal çatışmasının galibi olabilmek istiyorsak ahlaklıbir birlik içinde olmamız gerekmez mi?
Hükûmet edenlerin AKP'li olmayanlardan, AKP'li olmayanların Hük^met edenlerden gittikçe nefret ederek kopup ayrıştığı bir memlekette birliği nasıl sağlamayı düşünüyorlar acaba?
Polisiye ve Kolluk Gücü baskılarıyla bunu mümkün mü sanıyorlar?
Yakın geçmişte Çavuşesku, Saddam, Kaddafi baskıcı rejimlerinin ve başlarının sonuzu hiç kimseye bir uyarı yapmıyor mu?
Yoksa sadece ben mi korkuyorum!
Korkusuz bir mücadele adamı olarak benim korkularımı kale almayanlar yüzünden korkarım ciddi beka sorunlarımız, ciddi bağımsızlık sorunlarımız var.
Allah aşkına duyun bizi!
Devlet-i Ebed-Müddet iançlı bir Türk Milletçisi olarak ben; "DEVLET NEREDEEEE?" diye bağırmaya başlamışsam beni birileri duymak ve duyduklarını Devletin başına iletmek mecburiyetindedir.
Çünkü 97 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ilk defa bu kadar ciddi bir beka sorunuyla karşı karşıyadır.
Önümüze koyulacak ilk seçim sandığında seçmen neticeyi alacaktır ama 18 yıldır yapılan müthiş tahribatın telafisi epeyce zaman alacak ve korkarım korkunç zaafiyetler yaşayacağız!
Ölümden korkup sıtmaya razı olursak sonumuz iyi görünmüyor.
Son zamanlarda Libya'ya asker çıkarma ve Azerbaycan'a Rusya'ya rağmen verdiği desteklerle gönlümü almaya başlayan Sayın Cumhurbaşkanımızın sesimi duyması, çok büyük arzumdur, dileğimdir.
"OLAMAZ TÜRK'E BAŞ TÜRK'ÜM DEMEYEN" Vesselâm...
Selâm sevgi, duâ...
Mustafa ASLAN

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÖZÜMDEN

Her kabadayı ülkücü değildir ama her ülkücü imanının gereği kanının hükmü ve Allah korkusunun verdiği korkusuzlukla kabadayıdır. Özetle; her insan-ı kâmil ülkücüdür, her ülkücü, insan-ı kâmil adayıdır. Hace Ahmet Yesevî, Yunus Emre, Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Bektâş-ı Veli, Hallac-ı Mansûr, Seyyit Nesîmi, Fuzûli, Mevlâna, Atatürk, Türkeş, birer ülkücüdür ve her ülkücü bu velîliklere heveslidir! Tarz, tavır budur, hedef bellidir; Allah'ın izniyle netîce de bellidir vesselâm...


Mustafa Aslan

10402670_587002614746525_8712950128820112122_n

Giriş Formu



KONUK SAYISI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBUGÜN
mod_vvisit_counterDÜN
mod_vvisit_counterBU HAFTA0
mod_vvisit_counterGEÇEN HAFTA
mod_vvisit_counterBU AY0
mod_vvisit_counterGEÇEN AY
mod_vvisit_counterTOPLAM33230

Şimdi, kişi sitededir.
IP Adresiniz: 3.236.97.49
Tarih: 06 -07-2020 04- 39