Skip to content
Sitedeki Yeriniz: Anasayfa GÜNCEL MAKALE AFERİN İNCE YER!...
AFERİN İNCE YER!...
MUSTAFA ASLAN tarafından yazıldı.   
Cuma, 22 Mayıs 2020 22:40

Beni çok ilgilendiren bir kıssayı, -belki- ilgililer de hisse alırlar düşüncesiyle tekrarlayacağım:
Ot biçimi, biçin zamanı!
Bin-bir emek, bin-bir zorlukla biçilen ot arabaya yüklenmiş, yaz sıcağından bunalmış öküzlerin ağır ağır çektiği araba, kendine has iniltili sesiyle köye doğru yolda...
Allah(c.c.)'ın tabiat ana adıyla bahşettiği otu, atadan kalma çayırlarından biçerek furguna yükleyen ve kışın hayvanlarının yemi olacak ot ile huzûru yakalamış Köylünün gözü, arabanın dingiline takılır!
O da ne?!!
Bütün dikkatine, hiç aksatmadan yağlamasına rağmen iki tekeri birbirine bağlayan ve birlikte dönmesini sağlayan dingil bir yerinden kırılacak kadar incelmiş!
Adamın acilen yapabileceği bir şey de yok!
Köyden uzaktadır ve dingil incelen yerden kırılırsa çok zorlanacaktır. Allah'a sığınır,"Dayan ince yer!" diye incelen yere dua desteği ile öküzleri tamamen kendi halinde yürümelerine bırakır.
Zor yerleri geçer, düzlüğe inmek üzeredir.
Düzlüğe indikten sonra işi kolaylaşacak... Eve gidip alet-edâvat getirerek arabayı tamiri kolay olacaktır.
Bu düşüncelerle sevinmeye niyetliyken, "Çatırt!" diye bir ses ve dingili kırılan arabanın yan yatışı!
Köylü, hemen dingilin incelmiş yerine bakar.
İncelmiş yer sağlamdır, kırılmamış!
Dingil, en kalın yerinden kırılmıştır!
Köylü; derin bir iç çeker, nasırlı elleriyle alnındaki teri siler ve "Aferin ince yer!" diye bu kadar yıla, bu kadar yola, bu kadar yüke incelmesine rağmen dayanan ve kırılmayan incelmiş yeri sever...
*****
Babam Rahmetli 'nin, zor zamanlarda, bize öğüt verirken kullandığı bir kıssaydı bu!
Bizden sonraki kuşaklara aktarıp kendilerinden sonrakilere devretsinler diye -daha önce anlattığım bu kıssayı güncelleyerek- bir daha paylaşmak istedim.
Seçilmiş Partili Cumhurbaşkanı, her türlü milliyetçiliğe karşı olduğunu defalarca söylemesine rağmen, Türk Milliyetçisi ve milletçisi ülkücüler bütün demokrat(!) partilerden dışlanmasına rağmen iş başa düşünce; "..ince yer" direnci gösterdiler!
Başardılar da!
Tebrîkler, alkışlar, duâlar!
Yıllarca; "Ülkücüler, Türk milletinin millî refleksidir." dedik, inanmadılar!
Girdiği her seçimi, karşısında denk rakipler olmadığı için kazanan; kazandıkça kendisini yenilmez zanneden Seçilmiş Partili Cumhurbaşkan'na defalarca yazdığımız açık mektuplarımızda; "N'olursunuz! Ülkücülerle kavga etmeyin. Ülkücüler bu devletin ve memleketin emniyet sübabıdır." diye seslendik ama...
Şükürler olsun o günlere de, bugünlere de..
Armudun sapı, üzümün çöpü ile hiç işimiz olmadı. Hele şimdi asla olmaz!
"Milletli Ordu"muz, mıntıka temizliğine çıkmışken, Akıncı Bozkurtlar; "Afrin'e nazar değmiş, kurşun dökmeye geldik.." diye paçalarına dalan zağarlarla dalgasını geçerken; şehâdete; "Düğüne gidiyoruz Abi! Düğüne.." diyerek koşarken; ailelerine "Beklemesinler" diye selam gönderirken, kime ne armudun sapından?
Kınalı Kuzusunu cepheye; "Mıntıkayı tamâmen temizlemeden dönmeyin.." talimatı ve duâlarla gönderen Ana-babalar varken, kime ne lâzım üzümün çöpü?
Allah cümlenin geçmişine rahmet eylesin, Amcam Rahmetli Baba Garipkafkaslı İbrahim ASLAN, gereksiz zamanlarda, gereksiz işleri gündeme getirenlere hitaben, onlarca yıl önce;
"Hele gör! Men ne haldayam,
Yar gelip yanağım elliyir!" diye şâirâne sitemi etmişti...
*****
Milletli Ordu, cephede!
Hem de yüz yılönceden yarımkalmışbir hesabı görmeküzere Trablusgarp'ta, Libya'da!
Şehit Mehmetçik, vasiyetinde şehîd olduğunda devletin ailesine vereceği maddî destekle yıllardır zulüm altında inleyen Türkmen Kandaşlarının bebelerine Ana-Okulu açılmasını vasiyet ederken;
Ana-Muhalefet sıfatlı Y-CeHaPe, inadına içinde barındırdığı bölücülerle yangından malkaçırma telâşesinde!
Devlet Arabasının sağ ve sol tekerlerini birbirine bağlayan dingil misali, 45 yıldır sessiz-sedasız incelmesi seyredilen, Ülkücüler ise bütün gayr-ı millî emperyalist saldırılara  ve gereksiz şahsî ikbâl hırslarına rağmen, Türk Milleti adına, Haçlı'ya göğsünü siper etmeye devam ediyor!
Türk Milleti, binlerce yıllık teamülü ile ve millî ferâseti ile bu zor süreçte, dingilin en fazla incelmiş yeri gibi görünen ve bütün partilerden dışlanmış Ülkücüleri, çok net olarak fark etti!    Çünkü artık apaçık belli ki; zor günde millet ülkücü, ülkücüler millet...
Sebep her ne olursa olsun, geldiğimiz ortamda, sınırların dışarıdan korunması Türk teâmülüdür ve başarıyla uygulanıyor...
Dünyanın başına musallat edilen corona salgını belasıyla da dünyada en başarılımücadeleyi verebilen ülkeyiz. Bu başarıları görmezden gelmek veya bu başarıları, kötü kıskanç çocuk şirretliği ile tenkide niyetlenmek tek kelimeyle şirretlik olur ve şirretin hiç bir toplumda itibarı yoktur!
Siyaset adamlarının dikkatlerini üzerimize çekmeye çalışacağım.
İki aydan fazladır, ak sakallılık-aksaçlılık suçmuşgibi görülüp yasalar ve yasaklarla evlerine tıkılan yaklaşık 15 milyon nüfustan, dolayısıyla yaklaşık 15 milyon seçmenden bahsediyorum!
Hiç kimseden bahsedemezsemde eşim ve ben ve ricamı kırmayacak iki gelinim ve dört torunumdan bahsediyorum. Yıllardır beni izleyerekbüyüyen torunlarım, onların ana-babaları oğullarım ve gelinlerim; ömrümü milli çıkarlar uğruna millet-devlet yoluna feda ettiğimin bire-bir tanıklarıdırlar! Ciddi paralar kazanabilecekken ne yaptığımı, ikbali hedeflesem nelere sahipolma şansım varken nasıl ve nerelerde, kimlere diklendiğimi de seyrederek, gözlemleyerek büyüdüler.
Ülkücülüğümün, devlet-millet çıkarısöz konusu olduğunda nasılbir fedakârlığa soyunduğumun ve soyunacağımın en yakın tanıklarıdırlar!
Türkiye'de demokrat olmadığını açıkça yazabilen -zannederim- tek kalemim. Buna yanidemokrat olmamama rağmen vatandaşlık görevim sayarak sandığı çok önemsediğimi de yaşayarak ispatlamış bir seçmenim.
Siyasetin merkezinde olamamış olabilirim ama kaynayan siyaset kazanının yakıcılığından da hiç pervam olmadı!
Başbakanlarla da rakip oldum, Genel başkanlarla da büyük sermayedarlarla da!
Doğruyu söylemekten hiç bir ortam ve mahfilde vazgeçmedim. Yine vazgeçmeyeceğim.
İki aydır yok sayıldığımız için biriktirdiğimöfkemle iktidarı-muhalefeti bütün siyasilere konuşma fırsatımız doğdu! O yasalarla, yasaklarla evlere tıkış tıkış edildiğimiz günlerde de sosyal medyadan sesimin yettiğikadar; günü geldiğinde bizi-beni susturamayacaksınız! Bize hak ettiğimiz şekilde davranın, hesabını sizin anlayacağınız dilden sorarız diye uyarmıştım da!
Şimdiişte o bahsettiğimhesap sorma sürecine girdik.
Yandaş ve muhalih TV ekranlarında erken veya zamanında seçim; Seçimİttifakları, Seçime girebilmek için yeni partilere Millet Vekili tarnsferleri v.s. senaryolar boyu aştı! Şimdisöz yaslar ve yasaklarla yok fazedilerek evlere tıkış tıkış tıkıştırılan bizde, seçmenlerde...
Sözümüzü söyleyecek, siyasilerden istediklerimizi açıklayacak, konuşmalarını bekleyecek verdkleri vaatleri tek-tek not alacak ve sandıkta değerlendireceğiz!
Yükün ağırlığına, konjonktürel güçlüğün büyüklüğüne rağmen arabanın devrilmesine izin vermeyen ve yine "Aferin"i hak eden Ülkücülerin ve Devrimcilerin tavırlarına dikkat çekmeğe çalışacağım...
Millete ve halka olan sevdalarından dolayı öğretmen tahammülü ve sabrıyla etraflarını işlemeğeçalışan ülkücü ve devrimcilerin, bu önümüzdeki seçim sürecinde güç birliklerini çok önemsiyorum.
Vatanseverlerle, miliyetperverlerin işbirliği güç birliği olmazsa politika yavşaklarının, siyaset kenelerinin kanaat önderlerinin yakalarından temizlenmesi mümkün olmayacaktır. Ülkücü ve Devrimcilerin susturamadıklarını kifayetsiz muhterislerden oluşan siyasilerin susturabilmeleri bugüne kadar olmadığı gibi yine mümkün olmayacaktır.
Zaten Devletin bekası, Milletin refahı için olunması gerken her yerde ülkücüler ön saftalar.
Siyasetten dışlanan Ülkücüler, armudun sapı, üzümün çöpüyle vakit kaybetmeden, her koşul ve kademede cephede..
Gönüllüler Ülkücü..
Savaşanlar, Ülkücü..
Ve Şehîd olanlar Ülkücü...
Türk Milleti, heyecan ve merakla siyaset dingilinin incelmiş gibi görünen yerini, Ülkücüleri fark etti ve te'vilsiz seviyorlar...
Ülkücüler Birinci 12 Eylül Kıyametine de direnmişti, 15 Temmuz Kahpe Kalkışması' nda da direnmişti, bütün emperyalistlere karşı yine fiîlen direniyor; "Mevz'u bahis vatansa gerisi teferruattır." diyerek ve ölümü öldürerek yeni destanlar yazıyorlar!
Dingil en kalın yerinden, Hükûmet görünümlü en kaba yerinden çatırdayarak kırılacakken,"İnce Yer" imdada yetişti!
Ve sessiz çoğunluk yani Millet, sessizce; "Aferin ince yer!" diye söyleniyor...
YOLU BİLENİN, KILAVUZA İHTİYÂCI YOKTUR vesselâm...
Selâm, sevgi, dua...
Mustafa ASLAN

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÖZÜMDEN

Ömrünü bir siyasi parti mensûbu olarak yaşayanlar var! Son yıllarda mensûbu olmakla hep iftihâr eden, kimliğinden önce telâffuz edilen fikrî adına, ülkücülüğüne rağmen mensûbu olduğu teşkilatlara giremeyenler var! Girmek istese, "ithal demokrasi ucûbesi" sayesinde dokunulmaz ve güç yetmez edilen kudret tarafından kabul edilmiyorlar!


Mustafa Aslan

10402670_587002614746525_8712950128820112122_n

Giriş Formu



KONUK SAYISI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBUGÜN
mod_vvisit_counterDÜN
mod_vvisit_counterBU HAFTA0
mod_vvisit_counterGEÇEN HAFTA
mod_vvisit_counterBU AY0
mod_vvisit_counterGEÇEN AY
mod_vvisit_counterTOPLAM33230

Şimdi, kişi sitededir.
IP Adresiniz: 3.236.146.28
Tarih: 04 -12-2022 16- 27