Skip to content
Sitedeki Yeriniz: Anasayfa ÖZÜMDEN SUSAYAN SULAR!...
SUSAYAN SULAR!...
MUSTAFA ASLAN tarafından yazıldı.   
Pazar, 19 Mayıs 2013 02:25

Sakalar!

Sucular!

Su getirin! Gelin suyumuzu yıkayalım!

Suyu görünce teyemmüm bozulur ama murdar suyla da abdest olmaz!

Damla, sudan; su, deryâdan; deryâ, sudan; su, damladan...

Deryâ olmasa damla mı olmaz, damla damlamasa deryâ mı dolmaz?

 

Biri olmasa diğerinin olması mümkün olmayan, parça ile bütün arasındaki kopukluğun ceremesini; suya muhtaç nebâtât, hayvânât, mahlûkat ve tabîat çekiyor!...

Ömürlerince su gibi akan, su gibi bakan, su gibi bakılan; su gibi berrak, su gibi saf, su gibi pâklayıcı, su gibi aklayıcı, su gibi hayat verici insanlarımızı birer kaba mecbûr ettiler!

Fizik kanunlarına uyan su, içindeki kabın şeklini aldı!

Da'vâ adamlığından taraftarlığa mecbur edilen su gibi kişiler; ya bir içimlik su gibi içilip boşalan kabları, ya da kablarında kokutularak çöpe atılıyorlar!

Hayatın olmazsa olmazı suyun, bu kadar kolay bendolunabileceğini fark ederek sevinen şeytâni zekâlar, su kablarını büyüttüler!

Her biri birer hayat kaynağı olan suyu, kablara mahkûm ettiler!

Koyulduğu kab içinde, içine atılan maddeyi eriten, içinde dönüştüren su; tadını kaybettiğinin farkında olamadı!

Ya tuzlandı, ya şerbetleşti!

Her iki halde de su, sağlığa zararlı bir hâle getirildi!

Şerbet şeker hastalarına; tuzlu su, tansiyonu olanlara, zehir mesâbesinde!

Suyu suluktan çıkardılar!

Suyumuzu kokuttular!

Mayaların eritilmesinde bile olmazsa olmaz suyu harâb ederek mayaları bozdular!

Sadece genlerle oynamakla yetinmeyip damlalara deryâ düşürdüler!

Damlalar ezildi, tanker dolusu taşıma suların altında!

Yapay deryâlar yapıldı!

Suya bentler vurarak barajlar yaptılar! Suyu hapsettiler!

Akamayan suyu; "Su bir yerde çok kalırsa kokar." gerçeğini bile bile, bir yerlerde kalarak kokmaya mahkûm ettiler!

Bilinirdi veya öyle öğretilmişti ki; âteşin hasmı su, suyun ki âteşti! Âteşi su söndürür, suyu âteş kuruturdu...

Bunu da ters yüz ettiler!

Âteşle suyu karıştırıp, âteşle suyu barıştırıp "ateşsuyu" ettiler!

Ateşsuyu içenleri entel, içmeyeni gerici-yobaz-mürteci bellettiler!

Damlalıktan, suluktan, su gibilikten uzaklaştırılan yerel damlalara inat, suya perçin vuranlar; kendi bölgelerinde ateşsuyu tutkunlarını tedâvi için tedâvi merkezleri kurdular!

Ateşle suyu barıştırıp, karıştırıp ateşsuyu edenler; ateşsuyu müptelâlarının kanlarını ateşsuyundan temizleyerek yeniden su gibileştirirken; suya mecbûr damlayı, damlaya hasret suyu, damlalardan oluşan suyu bekleyen deryâyı, saf suya hasret ettiler!

Kirletilmiş, murdarlanmış su ile müslümana abdest aldırılırken saf suyu, saf olmayanlara akıttılar!

Su ile sâf, sâf ile su hasret edildiler birbirlerine ve bu anarşinin adına demokrasi dediler!

Suyun damlaya, damlanın suya ihtiyâcı kadar birbirine ihtiyâcı olan insânı, insana; müslümanı müslümana düşmân ettiler!

Birbirine düşman insanlara da, habire suya pilastik mataralık görevi yüklediler!

Birbirine düşman edilmiş insanlardan bir kısmı suyu matarada hapsederken, birileri barajlara topladı!

Hacmi kadar toplanan baraj suyu, güneşin ateşiyle buharlaşıp damlalık seferinde rüzgâra teslîm olurken, havuzlarda kirletilmiş su ile "Su kir tutmaz!" gerçeğini yok ettiler!

Ve olukların birinden nûr akarken, diğerinden kir akıtıldı!

Nûr akıtan oluklar, nûrsuzlar beldesine; kir akıtan oluklar, nûr beldesine akıtıldı!

Nûrsuzlar nûrla, nûr beldesi kirle muhatap!

Ve-l-hâsıl; damlaydık üstümüze deryâ düştü ve ezildik deryâmız altında!...

Yeniden âteşle bakışıp buharlaşır, damlalaşıp sul olabilirsek, su olduktan sonra yeniden deryâmızla buluşabilirsek içimizdeki kirlerimizi, kirlilerimizi temizleyebilirsek çevremize hayat verebiliriz.

Yoksa ateş önündeki kirli su misâli kurumaya, kuruduğumuz yere kirlerimizi bırakmaya mecbûruz, suyumuzu yıkayacak suya muhtâcız vesselam...

Suyum ve susuzluktan dudaklarım çatladı!

"Hiç kimse kimsesiz değil, herkesin var bir kimsesi,

Hiç kimsesiz kaldım medet, Kimsesizler Kimsesi!" diye tarihe feryâd eden Avnî'nin kubbeye emânet ettiği hoş sedâ iklimine saldım ben de nefs atımı, dört nala!...

KÖRÜN KAYBOLMASININ AYIBI, KILAVUZUNUNDUR vesselâm!

Selâm, sevgi, dua...

Mustafa ASLAN

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÖZÜMDEN

Her kabadayı ülkücü değildir ama her ülkücü imanının gereği kanının hükmü ve Allah korkusunun verdiği korkusuzlukla kabadayıdır. Özetle; her insan-ı kâmil ülkücüdür, her ülkücü, insan-ı kâmil adayıdır. Hace Ahmet Yesevî, Yunus Emre, Hacı Bayram-ı Veli, Hacı Bektâş-ı Veli, Hallac-ı Mansûr, Seyyit Nesîmi, Fuzûli, Mevlâna, Atatürk, Türkeş, birer ülkücüdür ve her ülkücü bu velîliklere heveslidir! Tarz, tavır budur, hedef bellidir; Allah'ın izniyle netîce de bellidir vesselâm...


Mustafa Aslan

10402670_587002614746525_8712950128820112122_n

Giriş Formu



KONUK SAYISI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBUGÜN
mod_vvisit_counterDÜN
mod_vvisit_counterBU HAFTA0
mod_vvisit_counterGEÇEN HAFTA
mod_vvisit_counterBU AY0
mod_vvisit_counterGEÇEN AY
mod_vvisit_counterTOPLAM33230

Şimdi, kişi sitededir.
IP Adresiniz: 35.168.110.128
Tarih: 10 -08-2022 13- 46