Skip to content
Sitedeki Yeriniz: Anasayfa ÖZÜMDEN ÖLESİYE KORKTUM!
ÖLESİYE KORKTUM!
MUSTAFA ASLAN tarafından yazıldı.   
Perşembe, 17 Nisan 2014 08:11

Bu bir korku filmi sahnesi falan değil!
Başımdan geçiyor, ben yaşıyorum!
Nasıl geldiğimi hatırlamadığım ve hiç bilmediğim bir yerdeyim! Ev adresimi bilmiyorum!
Eve yakın otobüs durağına gidecek hat numarasını biliyorum ama o otobüse bineceğim durağın yerini de bilmiyorum! Telefonumu kaybetmişim!

Allah'tan bir tanıdıkla beraberim ve derin sohbetlerdeyiz. Sıgaram yok, param yok!
Yüksek, tepevâri bir yerde, kır kahvesi gibi bir mekândayız. Tıklım-tıklım dolu ve ha bire dolup boşalan bir mekân. Oysa işlek bir yerde de değil!
Mekân ya birlikte olduğum tanıdığın veya o tanıdığı tanıyan birinin. Dolayısıyla yeyip içme sorunum yok.
Mekânın birkaç metre bitişiğindeki fırına gidiyorum bir ara. Fırın sahibi de tanıdık ama o an yok! Fırın ustası, her zamanki durduğum yerde durmamam konusunda uyarıyor! Zoruma gidiyor;
- Ben her zaman burada dururum, sen galiba yenisin, beni tanımıyorsun! Diye itiraz ediyorum. Daha fazla söylenecekken fırının sahibinin kardeşi olan ve az önce beraber oturduğumuz tanıdık geliyor. Yeniden kırkahvesine dönüyoruz.
Oturduğumuz masadaki boş sandalyelerden birisinde eski model bir telefon var, sigara var, çakmak var! Hiç biri benim değil!
O benim olmayan sigaradan bir tane yakmamla asıl sohbete başlıyoruz! Tanıdık beni yakînen bilenlerden, mesela hazır sigara içmediğimi, tütün kullandığımı biliyor! O eski model telefonu kullanmayacak durumda olduğumu da biliyor ve soruyor:
- Abi sen tütün içerdin?
- Evet ama şimdi tütünüm yok! Yaktığım sigara da benim değil, bu telefon da benim değil! Diyorum öfkeyle!
Eve nasıl gideceğimi de bilmediğimi, kaybolduğumu söylüyorum!
Gülüyor tanıdık...
-Ben seni merkezi bir yere gidecek durağa kadar götürürüm. Diyor! Beraber çıkıyoruz!
Hiç bilmediğim, görmediğim dar ve ıssız sokaklardan geçiyoruz! Hiç bilmediğim sokaklarda ilerlerken tanıdıklarla selamlaşıyoruz! İçlerinde asla alâkam olmayacak türden insanlar da var!
Tanıdığım bana bu konuda da sitemler ediyor birlikte yürürken!
Bir camiye denk geliyoruz. Namaz vakti. Giriyoruz. Cemaat içerde, ben antrede namaza duruyorum, kendi ictihâdıma göre ve cemaate uymadan münferîden namaz kılıyorum!
Namazdan sonra yeniden hiç bilmediğim dar sokaklardan yürümeğe başlıyoruz. O ara ben, tanıdık arkadaşıma, merkezi yere gitmemin yetmeyeceğini çünkü evin adresini bilmediğimi söylüyorum!
Ve aklım ilk defa çalışır gibi oluyor! Evden adres sormayı düşünüyorum, telefonumu kaybettiğimi, hiç kimsenin telefonunu da ezbere bilmediğimi hatırlayıp iyice panikliyorum!
Tanıdık arkadaşım, bir iletişim merkezine giderek telefonumun kaybolduğunu bildirip numaramı konuşmaya kapattırmam gerektiğini söylüyor!
O ara üzerimde ikinci el bir telefon alacak kadar paramın olduğunu fark ediyorum. İletişim merkezinde, telefonumdaki kayıtlı numaraların yedekli olduğunu da hatırlıyorum. Dahası, evin sabit numarasını hatırlıyorum!
Evin sabit numarasını hatırlayınca biraz rahatlar gibi oluyorum!
Bilmediğim dar sokaklardan kendime öfke ile dalgın dalgın giderken, korkunç bir araba kornası ve arkadaşımın:
- Abi! Ne yapıyorsun? Diye haykırarak beni kolumdan çekip arabanın çarpmasından son anda kurtarması...
Korkunç bir hâl! Kâbus resmen! Daralıyorum! Nefes alamıyorum! Boğulacak gibiyim ve...
Ve uyanıyorum! Kan-ter içindeyim!
Kelime-i Şehâdetle kendime geliyorum...
Ve Dostlar ben bu rüyayı; son bir kaç ayda, üçüncü keredir görüyorum...
Yıllarca rüya görmemekten şikâyet ederdim, şimdi üçüncü kere gördüğüm bu rüyamdan şikâyetçiyim! Bir daha görmek istemediğim için de paylaşayım, aklımdan çıksın istedim!
Cemal Sâfi Usta'nın, "RÜYALARIM OLMASA" şiirini de hatırladım bu vesîle ile:
".....
Düşlerimde incitsem, günlerce uyuyamam!
Sana değil saçının bir teline kıyamam!
Yıllar sonra dönsende; "Nerde kaldın?" diyemem,
Seni kırmam imkansız, rüyalarım olmasa!"
Selâm, sevgi, duâ...
Mustafa ASLAN

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ÖZÜMDEN

Tarihin her döneminde, milletlerin tamamında milliyetçiler olmuştur ve olacaktır. Tarihte iz bırakmayı başarmış şahsiyetler de hep milliyetçilerden çıkmıştır. Milletler var oldukça milletler mücadelesi devam edecek ve bu mücadelelerden de bayraklaşan milliyetçiler çıkmaya devam edecektir.

Milliyetçilik, sadece imparatorluklarda zararlı bir davranış olarak adlandırılabilir.


Mustafa Aslan

10402670_587002614746525_8712950128820112122_n

Giriş Formu



KONUK SAYISI

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBUGÜN
mod_vvisit_counterDÜN
mod_vvisit_counterBU HAFTA0
mod_vvisit_counterGEÇEN HAFTA
mod_vvisit_counterBU AY0
mod_vvisit_counterGEÇEN AY
mod_vvisit_counterTOPLAM33230

Şimdi, kişi sitededir.
IP Adresiniz: 35.168.110.128
Tarih: 10 -08-2022 12- 37